Dil
Arşive dön

Şiir

BİR ÜMİT

Boğuluyor muyum Yoksa kendimi inandırdığım rüyadan uyanıyor muyum Bu neyin telaşı Neyin karanlığı Seni mi arıyorum Bu uçan kelebekler senin bana yolladığın isimsiz selamın mı Gelmeli miyim yanına Kansam senin gamzelerine Gömülür müyüm yüne kendi cehennemime Kıpırdayamıyorum bir adım bile Yerleşti bir boşluk yerine Sen gelsen kurtarsan beni Öğretsen teker teker her şeyi Çıkar mıyım bu kuytu köşe kabuslardan Kan ter içinde kalktığım sabahlardan kurtulur muyum Aydınlatabilir misin yolumu gözlerinle Gelebilir misin yanıma Uyandığım bu karanlığı silebilir misin aklımdan

Paylaş

Bu şiir için bir paylaşım kartı oluşturun; sosyal medya ya da mesajlaşma uygulamalarında kullanın.

Paylaşıma uygun görsel istek geldiğinde hazırlanır.

Instagram için kartı indirip görseli manuel olarak paylaşın.

Diğer şiirler

Tümünü gör

20 Haziran 2026 11:40

NİHAYETİNDE

Ötekinin gözlerinden bakar Hayata benim gözlerim Başkasının sesinden duyar Unuttuğu masalları Bir başkasının adıyla yaşar Hiç aklından çıkmayan sevgili Yaşadığım benim olmaktan çıkar Ötekine bağlar belini Özü unutur Derin bir kuyuya saklar hakikati Geçmez dediği zaman eser bir rüzgar gibi Aldığı yaşı benimsemekten aciz kalır Kendi sonunu kendi yazamaz Başka parmakların arasında saklanır Kaderin kalemi Hayata veda ederken Onun olmayanı anımsar Bir başkasının bedeninde Bulur sonunu Hiçbir yer edinememiş benliği

5 Haziran 2026 13:12

NE YAPMALI

İstemek yetmiyor İnsan sevmeli Sabretmeli Göçmen kuşlar gelene kadar Elleri nasır tutmalı Taşıdığı ağırlıktan Gözleri yaşlarla dolmalı Gördüğü sonbahar kadar İstemek yetmiyor Kaldırım taşlarını eskitmeli Gidegele ezbere yolları Silip baştan başlamalı Masumiyetimizi kaybettiğimiz yerde En olmaza Sahip çıkmalı İstemek yetmiyor Dakikalar aceleci Zamanı durdurmalı Yaşamayı ölmeden anlamalı Bir varmış bir yokmuşa aldanmadan Var olmalı

26 Mayıs 2026 08:41

YÜZYILLIK DÖNGÜ

Başka zamanlara ait insanları En coşkun zamanlarında Susturan cahiller olmuş Köklenen ağaçları taşlayarak Meyvelerinden ayıran Şiiri nefessiz bırakan zalimler doğmuş Bu toprakların insanını Sevmekten mahrum bırakan Yaşamı kimsesizliğe alıştıran Yangınları harlayıp durmuş Rotasız gezen dilsiz bir meddah Gök maviye aldırmadan Günü geceye Bağı bahçeyi çorak toprağa Dönüştüren yüzyıllık nefretler Karışmış mevsim yağmurlarına Olan oldu demeye kalmadan Arafta kalan masumların Çığlıkları doldurmuş Hiç görülmeyen kabusları Dünya kül olmuş da Ayak basılmamış hayatlara savrulmuş

Yorumlar

Henüz yayınlanan yorum yok.